Sensiz Ben
Hani böyle canınızdan can giderken siz olduğunuz yerde kalırsınız ya bir şeyler gelir ama sonuca varamazsınız, işte benim de durumum tam olarak böyle. Her şey iyi güzel ama o yok, olaylarının onun sayesinde geliştiği insan yok. ”Sana kırgın da değilim, başka bir şey de yok.” Bunu söyledi ama ben iliklerime kadar bir bokun içine battığımın farkındayım. Bu durumu düzeltmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum, ama yapıyorum. Sadece ben, tek başıma. Gidip birine de anlatamıyorum derdimi, çünkü anlatılacak gibi değil. Ama ona da söyleyemiyorum. Sadece; kitap okuyorum, müzik dinliyorum ve uyuyorum. Ha birde bayağıdır bekliyorum, artık bir şeyler yapsın diye. Nasılsın, demeye korkuyorum mesela.
Çünkü hem hep her zaman herkesin dediği gibi ”iyiyim” diyecek hem de bana ”nasılsın” dese ”iyiyim” cevabını vermediğim zaman bana anlamsızca neden diye soracağından korkuyorum. Böyle böyle yaşadıklarımı onsuz biriktiriyorum. Bir yandan da unutmaya, vazgeçmeye çalışmıyor değilim. Bunun için başkasını sevmeyi denedim bir. İkincisi yaşadığımız kötü anıları getirdim aklıma. Ondan sonra 1-2 hafta yazmadım, böyle tam rahatlayacağım gelip özür diledi. -Al işte en baştan başlıyoruz yine, yine bir mesaj yazıp o kazanıyor- Daha önceden de şey demişti bana, tam olarak harfi harfine hatırlayamıyorum ama -biraz da ben birkaç cümle ekliyorum- şunları söylemişti: ”17, bir daha 17 yaşına gelmeyeceksin, hayatını yaşa.”
Ben bunu da denedim, gündüzleri onu düşünmeyi bırakıp hayatımı yaşadım enerjimi harcadım ama geceleri daha fazla özledim, yatamadım. Sonraları gündüzleri onu düşündüm hayatımı ve derslerimi bıraktım, bu sefer ise gece daha rahat yattım ama enerjim hep arttı, fazladan fazladan kaldı. Çok saçma bir düzenim oldu sonra işte ara sıra geceleri uyuyorum, ara sırada gündüzleri uyuyorum. Bunları anlattıktan sonra asıl yazma sebebime geçiyorum.

Resim 愚木混株 Cdd20 tarafından Pixabay‘a yüklendi.
Çok da güzel denebilecek kadar güzel olan sizin için olmasa bile benim için güzel olan güzel, güzel ve güzel bir rüya gördüm. Rüyamda gördüklerimi ve sonradan ekleyeceklerimi ve en öncesinde yazdıklarımı göz önünde bulundurursak; ne kadar çok sevdiğimi, ne kadar çok özlediğimi ve ne kadar çaresiz olduğumu çıplak gözle görebilirsiniz.
Saat:6.50 karnımda ağrılar içinde uyandım ve lavaboya gittim beş dakika içinde hiçbir şey olmadan geri döndüm. Uykum kaçmasın diye gözlerim yarı açık yarı kapalı bir şekilde yatağıma geri girdim. Bir alışveriş merkezinde o ve arkadaşları ile buluşuyoruz. Sevmediğim arkadaşı ile bile çok samimi bir şekilde el sıkışıp tokalaşıyoruz ve hâl hatır soruyoruz birbirimize, sonra görevli kişi ile yani asıl kişi, ”başrol oyuncusu” ile sarılıyoruz. İşin garip yani alışveriş merkezinin ortasında -tam olarak söylersem bir takımın mağazasının sol çaprazında kalıyor- yemek masası var ve orada yemek yiyoruz. Ardından yemek masasının hemen arkasında bulunan koltuğa oturuyoruz.
Televizyon açık ve ben kumandayı alıp 1-2 kez şarkıyı değiştiriyorum ardından kumandayı onun tarafına bırakıyorum. Bir kerede o müziği değiştiriyor. Ve kumandayı yanına koyuyor. Bende tekrar kumandayı alıp müziği değiştirmek istiyorum ve kolumu omzundan atarken aklıma ”boşver be şarkıya gerek yok” sözü geliyor -neden böyle saçma bir söz gelir hiç bilmem zaten- kumandayı bırakıyorum yavaşça omuzundan kendime çekiyorum ve sarılmak istiyorum. Hiç itiraz etmeden kabul ediyor ve omuzunu göğsüme, yaslıyor. -Bunun hayalini sürekli kurarım yada sarılmak ama yan yana gelince hiçbirine cesaret edemem-
Ayaklarımı usulca bacaklarının altından geçirip uzattım. Kendini tamamen bana bıraktı elimle yüzünü kendime doğru ittim ve başından öptüm. Bundan sonraki hayatımın sadece onun olabileceğini düşünmesini istedim ben sadece. Saat:7.15, uyandım hafif uykulu bir şekilde, uykum kaçmadan hemen geri yatmak istedim. Yatıp o en mutlu olduğum rüyadan bir daha uyanmamak, okula geç kalmak pahasına bile olsa geri yatıp belki onu bir kez daha görebilirim, bir kez daha doya doya konuşabiliriz diye geri uyudum. 18 dakika sonra tekrar uyandığımda bana tekrar sarıldığını hissettim hayal meyal sarılma anını gördüm, bu duygunun tarifi anlatılmayacak kadar zor.
Her gün konuşmak istediğim insan ile 4 gündür konuşmuyoruz. Belki 4 gün size az bir zaman gibi gelebilir ama benim için zaman geçmiyor ve bana bir kerede ne olur o mesaj atsın diye gerçekten halen daha seviyor ise eğer sevdiğini göstersin diye yalvarıyorum hayata, Allah’a. Ve kendimden vazgeçmiş durumdayım. Bana bir şey olsa da beni merak etse de mesaj atsa, -çünkü kötü bir şey olmadığı sürece gelmeyecek biliyorum- düzeltebilecek durumumuz, imkanımız varken konuşsak diyorum. Ve rüyalarımda bu kadar mutluyken hep orada kalmak istiyorum ben. Sevgi ve Saygılarımla 🙂
İlker Has’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
Beni İnstagram’dan takip etmek için tıklayınız.
Sensiz Ben Sensiz Ben Sensiz Ben Sensiz Ben Sensiz Ben Sensiz Ben