Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı

Mutfaktan odaya geçerken düşündüm. Ayak parmaklarımın arasını halıların köşesine ya da karmaşık bir halıdaki en orta noktaya dokundurmadan veya dolapların sivri noktalarını ellemeden rahat edemiyorum. Küçük bir rahatsızlıklar topluluğu bu tiklerim. Kimseye bahsedemediğim küçük rahatsızlıklar.

Senden sonra… Cümleye böyle başlamak istiyorum. Çünkü uzun süredir olan durgunluğum bitmeli, yeni bir hayata başlamalıyım. Yeni bir hayatım ile senden sonrası arasındaki kopuk bağlantıyı köprülemeliyim. Ömer öldü. Ezel doğdu. Ama Ezel 0’dan doğmadı. Orta bir yaştan doğdu. Fakat öncesinin bağlantısı yok. Ömer’den Ezel’e geçmeyeceğim fakat köprüm olacak. Neyse! Ne sen Eyşan’sın, ne ben Ömer ne de hayatımda bir dayım var.

Seni hâlâ en yakın kış sevdaymış gibi seviyorum.

Bir sabah kalktığımda aklımda aniden belirdi bu cümle. Bir anlam aradım, buldum sonra onu kaybettim. Eski bir arkadaşımın önerisi, sabah kalktığım an belirli bir saniye aklımıza gelen cümleler en güzel cümlelerdir, derdi. Çok güzel bir cümle ama anlamını bilmiyorum. Sonra düşünüyorum ki bazı cümlelerin bir anlamı olmasına gerek yok, boşluğa dalmamıza yetecek kadar karmaşık olmaları yeterli.

Basit bir şiir yazar gibiyim. Cümlelerimi kurarken kelimelerimi özenle seçmiyorum. Arka plana en sevdiğim şarkıyı koymuyorum. Kendimi bir daktilonun başında hissediyorum. Bazı harflerden yoksunum. Bazı insanlardan da yoksunum. Hayatın bazı güzelliklerinden de yoksunum. Düşünüyorum da bu kadar yoksunluk bana yarım yaşatıyor hayatı.

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı
Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı

Resim Piyapong Saydaung tarafından Pixabay‘a yüklendi

Fakat yine de yani demek istediğim bir umut cümlesi var. “Yine de” diye başlamak istiyorum, bilinmeze doğru savruluyorum. Gerçek, böyle bir başlangıç yok. Belki de, “belki” diye girişmeliyim, kabullenmem gereken gerçeğime, yüzleşmeyi başlatmalıyım.

Ya da daha fazla yazmalıyım, daha fazla okumalıyım. Sinemadan kaçmamalıyım, ağlamaktan korkmamalıyım. Hüznü bir yaşam felsefesi olmaktan çıkarmalıyım. Kendimle yüzleşmeliyim. Acılarımın etrafında dolanmak yerine taksi tutmalıyım, onları gezmek için. Taksi bulamazsam da sırtıma bir çanta kapmalıyım, ormanın içinde gezerken eşyaları bırakmalıyım, geçmeliyim bu hayattan.

Sen de yüzleş, sesimle okumayı bırak. İşte o zaman mükemmel diye düşündüğün bu sözcüklerin basit bir şiir yazar gibi kullanıldığını anlayacaksın. Gözlerin dalmayacak bir yerlere, yeni bir gazetenin amatör köşe yazarı olduğumu anlayacaksın. İlk adım yüklenen anlamların yitirilmesi olmalı. Ben bunu, para bozdurmak için kitabımı almaya gelen bir adamdan öğrenmiştim.

Yazarken kendimi sana daha yakın hissediyorum. Belki de bu yüzden duraksadım. Bazen ne oluyor biliyor musun, ağlamaklı bir sesle sana diyorum ki:

Biraz daha geç gelsen beni bir daha göremeyeceksin diye korkuyorum.

Sen sessiz kalmayı tercih ediyorsun. Şaşırtıyor beni suskunluğun. Aklıma gelen bazı seslerin oluyor, onlardan türetmeler yapıyorum. Çare yok. Artık güldüğüm bir anda aniden durmam yok, eskisi kadar da çalmıyorsun kapımı. Ve sen, artık kapımda olmadığını bir gece gelip bana bağırarak söylemiştin;

Sen ilk aşkını nasıl unuttun?

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı yazımı beğendiyseniz diğer yazılarımı okumak için tıklayınız.

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı öne çıkan resim Piyapong Saydaung tarafından Pixabay‘a yüklendi.

Artık Virgülleri Noktaya Dönüştürme Zamanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir