Geceye Alışmak
Karanlığı seviyorum. Bazen gözlerimi kapatıp düşünürüm, bazense dakikalarca karanlık tavanı izlerim. Kurduğum hayalleri orada şekillendiririm. Canlanır hafızamda birer birer her anı. Kulağımda kulaklık, hafif tonda bir müzik ve gözlerim; kurduğum hayalleri canlandırdığım simsiyah tavanda, dudaklarımda o masum gülümseme. Evet gülüyorum, çünkü en azından kurduğum hayallerimde mutluyum. Bana güç veriyor bu durum. Aslında ben karanlıktan korkardım, sessizlikten, gecenin siyahından… Şimdi ise karanlığı çok seviyorum.
Artık karanlığı daha fazla seviyorum. Ona olan korkumu yendim ve aslında sessiz bir karanlığa aşık olduğumu fark ettim. Çünkü kendimle baş başayım, yanımda ne üzecek biri var ne de kıracak. İnsan yalnızlığı sever mi, diye o en bilindik soru geliyor aklıma. Seviyorum. İnsanların yapmacık tavırlarından, kırıcı ve üzücü sözlerinden, bencilliğinden ve iki yüzlülüğünden öyle çok bıktım ki; yalnızlık muhteşem bir ödül gibi geliyor.
Bazen bu da insana ağır geliyor. Kendime, etrafımda bunca kalabalık varken neden bu yalnızlık, diye soruyorum. Aslında cevap basit. Değer veriyorsun, çok seviyorsun ve deli gibi özlüyorsun, ömrünü ömrüne katıyorsun. Sonuç, koca bir pişmanlık. Ha işte tam da burada bitiyor gerçek sevgiye olan inancın. Mutlu hayaller ve umutlarla inşa ettiğin, o sevgi başına yıkılıyor. Parçalanıyor ellerinle koyduğun tuğlalar ve senin ruhuna batıyor her bir parça.
Kanatıyor. Sızlıyorsun, her bir zerren acı çekiyor. Zaman geçiyor üstünden, sonra bir bakıyorsun ki alışmışsın. Aldığın yaralar kabuk bağlamış ve soyuyorsun o kabukları, için acıya acıya. İyileşiyorsun. Sahte gülücüklerle kendini iyileştiriyorsun. Bu sana iyi geliyor evet ama bir sorun var; o koparıp attığın kabuklar var ya, onların izleri kalıyor ruhunda. Sen baktıkça tazeleniyor sızıların. Bakmak istemesen bile bir yerlerde mutlaka görüyorsun.
![]() |
| Geceye Alışmak |
Resim 愚木混株 Cdd20 tarafından Pixabay‘a yüklendi.
Tam burada devreye geceler giriyor. Karanlık, sessiz ve kendinle baş başa kaldığın geceler. Güçsüzlüğünün temsili olan. Hayır, hayır yalan değil. Her insan kafasını yastığa koyduğunda güçsüz ve acizdir. Çünkü gündüzleri her şeyden kaçabilirsin ama geceleri, geceleri kaçamazsın ve kendinle baş başa kalırsın. Kapatırsın ışığı, takarsın kulaklığı ve açarsın müziği, başın yastıkla buluşur, gözlerin tavanın siyahlığıyla. Sonra düşünür durursun; yıkılan hayallerini, tükenen umutlarını, sahte gülüşlerini ve yeniden iyileşme çabalarını düşünürsün.
Uyku tutmaz bir türlü, herkes uyur ama sen uyuyamazsın. Sabaha kadar devam eder kendinle verdiğin küçük savaşın, tabii ki kazanan yine gece olur. Uyuyabildiğin zaman ise uyanmak istemezsin. Çünkü ruhun ve bedenin yoruldu bütün gece, düşünmekten. Düşünemiyor olmak huzur verir. Bu yüzden uyanmak zor gelir. Uyandığında ise ufacık bir umut belirir yüreğinde, bunlar gözlerini kapatmadan önce kurduğun hayallerin minik umutlarıdır.
İçinden “bugün güzel şeyler olmalı” dersin. Olacağından değil, umuttur. Bütün gün oynayacağın “ben iyiyim, bakın gülüyorum” oyununda işine yarayacak gücü verir sana. Her günün böyle geçer, ta ki o en başında kaybettiğin inancın geri gelene dek. O zamana kadar hayallerin ve umutların ayakta tutar seni. Bazen yıkılacak gibi olursun ama bilirsin ki o yürek bir yıkılışı daha kaldıramayabilir. İşte bu aklına gelince boğazında bir şeyler düğümlenir, korkuların canlanır hafızanda, özlersin mutlu olduğun anları, içine bir sıkıntı düşer. Kurtulamazsın bunlardan.
Hayatta böyle var oluyorsun. Her insan acısı ve omuzlarında ki yükleriyle tamamlar kendini, onlarla tamam olur. O sevdiği, sessiz ve karanlık anlar var ya güç katar benliğine insanın. Güçsüz olduğunu düşünürsün, bittiğini ve tükettiğini ama değil. Kendimden örnekle korktuğum ama sonradan aşık olduğum karanlığı düşünüyorum, karanlığın verdiği bana güce inanıyorum. Bir nevi korkumuza olan aşkımızla güçlenmemizi yaşıyoruz. Sen de keşfedebilirsin. İlk bakışta korktuğun, aslında benliğinin ta kendisi olabilir.
Keşfet kendini, dene, denemekten de korkma. Güçlü olduğunu hatırla, senin yüreğin onca acıya katlandı da ufak korkular, küçük çizikler mi yıkacak seni? Unutma ki insan acı denizine düşmüşse, bilmediği yüzmeyi öğrenir, boğulmamak için. Öğrenmek zorunda bırakılır, bazı insanlar adına daha doğru bir tanımdır. Sonra bağışıklık kazanır, kaçıncı dalıştan ya da kaçıncı boğuluştan sonra bilemem. Ardından acılar sıralanır; tüy ve demir gibi gibi iki uç acı noktası belirlenir, araya karışık bir şekilde sıralanır.

Resim 愚木混株 Cdd20 tarafından Pixabay‘a yüklendi.
Bunun bilincinde olur insan, denize yeniden düştüğünde dalgıç pozisyonunu alır. Bu yüzden korkmaz ve kendine inanır. Her şey bir karanlıktan başlar. Yeniden inan. İyi olacaksın, sen güçlüsün ve kimse sana zarar veremez. Böyle böyle ayakta kaldım, yeniden yaşamaya böyle başladım. Korkularımı yenerek, yüreğime güvenerek, kendime inanarak. Biliyorum ki sen de yapabilirsin. Şimdi bunu okurken bile ‘keşke’ diyebilirsin. Eğer korkularına yenik düşmek yerine üzerine gidersen, raylara oturabilir tren. O ‘keşke’ senin en güzel ‘iyi ki’n olacak eminim… Sen bunları bir düşün, aklına geleyim. Karanlıktan deli gibi korkan biri karanlığa aşık olmuş. Onca acıya göğüs geren sen, yeniden doğamayacak mısın o güzel gülüşünle? Düşün. 🙂
13 Şubat 2017
Önceki yazılarıma ulaşmak için tıklayınız.
Geceye Alışmak Geceye Alışmak Geceye Alışmak Geceye Alışmak Geceye Alışmak

