Çelik Mi Kapı?

Çelik Mi Kapı?

Çelik Mi Kapı?

“Bu şarkı kalbimin tek sahibine” diyor ya işte bu yazı değil, bu yazı gelişi güzel yazılmış bir hikâye, adresi yok.

Binayı ayakta tutan ayaklarıdır diyoruz ama o ayakların içindeki tuğlalardan hiçbir zaman bahsetmiyoruz.

Bak ben seni seviyorum, sen de kapısın ya hiçbir yere kıpırdayamazsın. Ben o kapıyı korurum, o kapıya bakarım ama onun yerini değiştirmem, onu korurum, onu yüceltirim. Hani pasta cila yaptığın zaman araba daha yeni gözüküyor ya onun gibi ben bu kapıyı yenilerim. Bu kapı beni sadece kötülüklerden korumaz, binayı bazen tek başına ayakta da tutar ama hep kapı olarak kalır.

Ben bekçiyim, hademeyim ben. Koruyan, kollayan ve güzelleştirenim. Zamanı gelir kapı kırılır ama götürür bahçe ye koyarım, atmam o kapıyı. Belki de benim bahçem kapılarla doludur. Yazdığım ve yazacağım kitaplarda belki sende olacaksın, yüreğim hasrete ayrılığa acıya o kadar alıştı ki düzgün giden bir şey varsa ben onu bozuyorum. Abi acıyı istiyorum, düzgün bir şey mi var ben bozarım, Müslüm baba dinlemeye, içmeye bahanem olsun.

Çelik Mi Kapı?
Çelik Mi Kapı?

Resim 愚木混株 Cdd20 tarafından Pixabay‘a yüklendi.

Bu kapı beni dünyanın en güzel binası da yapar benim buna inancım ve güvenim tam ama ben kapıya derim ki benim yüzüme kapan, kırıl git benden, parçaların kalsın ben seni bahçeme yerleştireyim, güzelliğin bahçemi de güzelleştirsin. Ben sonra gidip bu binayı yıkarsam, biterim. Çünkü beni var eden bu kapılar, ayakta tutan acılarım. Şimdi ben seninle mutlu olursam, yerimi yadırgarım. Kapının güzelliğinden, getireceği güzelliklerden şüphem yok ama eski binaları ayakta tutan şey acıları, yaşadıkları, ben şimdi bu binaya yaşanmışlık vermem lazım ki devam etsin, ben bu binayı seviyorum, bu yüzden gitmiyorum bu binadan ama senide seviyorum ama nasıl sevmek biliyor musun, kilometlerle dize getirdiğim, gökyüzülerce dile getirdiğim.

Ben şimdi bu kapıyı evim yaparsam bahçe iyileşir, bina yapılanır, yenilenir, sağlamlaşır. Oysa bu bina böyle olmamalı bu bina sevgiden beslendiği gibi acıdan da beslenmeli. Bu yüzden kapı, kapı kalmalı ve kaldığı süre zarfında güzelleşmeli, iyileşmeli. Hayatımın ilk defa bu noktasında kendi geleceğimi düşünüyorum.

Daha iyi yazmak için senden sevdiğim kapı olarak kalmanı istiyorum, böyle dedim ama kaybetmek istemiyorum bunu anla, tabii ki şarkılarda duymak istiyorum o kapıdan. Bu eski evin bir diğer özelliği ne biliyor musun, evinin altında gizli bir gömü var, bir yeteneği var evin, acının, üzerine kurulmuş bir yeteneği var. Acının yerini mutluluk alırsa bir daha yazamam. Bu yüzden yağan yağmura Hayriye Hanımı ve yanına bir de kapıyı ekliyorum, müsadenle, benim çelik kapım olur musun?

İlker Has’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Beni İnstagram’dan takip etmek için tıklayınız.

Çelik Mi Kapı? Çelik Mi Kapı? Çelik Mi Kapı? Çelik Mi Kapı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir