Denizin Fırtınasına Kapıldım

Denizin Fırtınasına Kapıldım

Denizin Fırtınasına Kapıldım

Yürüdüm, sadece buradan gitmek istedim. Nedendir, nasıldır bilmeden aylar sonra içerisine düştüğüm kuyudan tırmanmak için yürüdüm, sadece bu. Sahilden çift katlı otobüse binip eve gitmek istedim, kader miydi bilmem ama beklediğim vakitte otobüs kalkmadı, vapur saatine baktım ve atladım Karaköy vapuruna, soğuk rüzgarın üzerimde kurduğu egemenliğe aldırış etmeden martıları ve sessiz soğuğu izledim. Durdum, tam vapurdan inecekken durdum ama hiç durmak istemezken durdum.

Kendimi soğuk ve derin sulara atmayı istedim, içimdeki yangını ancak bu şekilde söndürebilirim dedim. Yapamadım, ben de devam ettim. Hiç tanımadığım sokaklardan daha önce hiç görmediğim insanların yanından geçtim, koca koca tepelerin en ucunda durduğumu hayal ettim. Susadım, içimdeki alev su istedi benden, vermedim. Beşiktaş’a geldim, binemezdim tekrar o vapura, dönemezdim geriye, açamazdım o telefonu…

Ben de devam ettim, yolun kenarında bir durakta bekledim, ellerim donsun istedim, bedenim, kalbim ve de düşüncelerim. Olmadı, otobüse bindim, tanımadığım onlarca insan yanıma oturdu, hepsi kalktı gitti fakat ben hiçbirinin kalmasını istemedim, onun kalmasını istediğim kadar. Tarabya’ya vardım, vardım ama nasıl vardım, neden vardım? Durmak istemedim, inan durmak istemedim. Yıllar boyu seyahat etmemi söyleseler bana hiç durmadan; dere, tepe ve denizi aldırış etmeden giderdim.

Sonunda varacağım yeri umursamadan dümdüz ilerlerdim, hayatın girdileriyle, çıktılarıyla ilerlerdim, yollara baş kaldırmazdım, durmaksızın koşardım. Ama olmadı. Artık durmak zorundaydım, artık durup gökyüzüne bakmam gerekti, ağaçlara ve çocuklara bakmalıydım. Yine olmadı, olamazdı.

Denizin Fırtınasına Kapıldım
Denizin Fırtınasına Kapıldım

Seni, oturup atabilmek içimden; saatlerce, haftalarca, aylarca ve yıllarca düşünmeden durabilmek için atabilmek lazım seni, ancak o zaman durdururdu. Ancak o vakit verebilirdim içimdeki yangına suyu, kör kıyılara bırakabilirdim uçsuz bucaksız merdivenleri, o zaman beni kıyından uzağa götürebilirdi, yalnızlıklar. Oysa ben senin kıyında oturup kumdan kaleler yapmak, seni, hayal ettiğim gibi çocuklarla görmek istiyordum. Dalga gibi geldin üstüme hatta dalga dalga geldin, yıktın bütün kumdan kalelerimi, suya düşürdün bütün hayallerimi, tek seferde yıkıldı, hani olur ya kuma su bulaşınca erir, bu da tam olarak böyleydi.

Hayallerini kumdan kurduysan yıkılması basittir demesin kimse bana, sakın ağzınızı bile açmayın, nerede kaldıysam oradan devam ettim ben ne geriye yürüdüm ne ileriye adım attım sadece olduğum yerden devam ettim.

İlker Has’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Beni İnstagram’dan takip etmek için tıklayınız.

Denizin Fırtınasına Kapıldım Denizin Fırtınasına Kapıldım Denizin Fırtınasına Kapıldım Denizin Fırtınasına Kapıldım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir