Kız Kulesine Ulaşmak
“Elektrik gittikten sonra bir yerlere dokunarak mum aramak vardır ya işte sen bu duygusun.”
Kim bu duygu ya da ben kim olmasını isterdim? Adını bilmediğim, yüzünü görmediğim birini arıyorum. Bu, otobüs aşkı falan değil, kaderimde yazılı olan ama hiç görmediğim birisi. Belki görmüşümdür. Hatta zaman geçirmişimdir ya da sadece uzaktan bakmışızdır öyle birbirimize, belki de kaderimizde var olanı küçük bir hatayla kaybetmişizdir, bu yüzden hep yarım hep eksiğizdir. Her zaman olmayacak birisini, gelmeyeceğini bildiğimiz halde arıyoruzdur.
Sesi, duruşu ve düşünceleri o kadar güzel ki baktıkça bakasım, sevdikçe sevesim geliyor. Peki kim bu? Var olmadığı halde beni alıp başka diyarlara götüren güzellik kim? Kim olduğunu bilmediğim halde var olmayan bir şeyi ben nasıl bu kadar büyütebiliyorum, bu şeye nasıl aşkla bakabiliyorum. Hakikatte olmayan şey nasıl olur da hakikatim olur? Takatim olmayan bir yolda düşe kalka ilerlerken, nasıl olur da varlığına bin şahit aramayacağım bir şeyin gölgesine hapis olabilirim?

Belki de daha önce hiç ulaşamadığım yer burasıdır. Yıllar yılı geçse bile her türlü zorluğa göğüs geren, yıkılmayan ve gücünü her zaman etrafında uçuşan martılardan alan, kendisini sürekli gösteren ama hiç kimsenin ulaşamadığı bir yerdir. Birisine ayaklarınızla gidebilirsiniz ama bu durum ona ulaşmak değildir.
Bir insanın derinliklerine inerken ipe ihtiyaç duymazsanız, yani geri dönüş yolunuzu garantiye almadan, ne olacağını bilmeden bir insana gidebilirseniz o insana ulaşabilirsiniz, benim gözümde. Güneşin kavurucu sıcağına aldırış etmeden, denizin sonsuz derinliklerine dalma pahasına olsa da ben varacağım sana, kaç gemi yanaşırsa yanaşsın limanına, kaç bahar geçerse geçsin, bilmelisin bir gün varacağım limanına…
İlker Has’ın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.
Beni İnstagram’dan takip etmek için tıklayınız.