Duvarın İki Tarafı
Duşun altına girdim. Sıcak su kafamdan aşağıya
dökülürken kokuna değdi. Su, kokuna karışmak istedi. Seni benden alıp götürmek
istedi. Suya karşı koyamadım. Onunla savaşamadım. Onu kendi göz yaşlarımla
birleştirdim, tenine sinmiş kokumla karıştırdım. Ayağım kaydı, yere düştüm. Bir
süre yerde bekledim. Kokun, beni yerle yeksan etti.
Sana en ihtiyaç duyduğum an. Eski bir anıyı tekrar
ediyor gibi. Eski bir korkuyu yeniden hissediyorum. Bir telaş var
kelimelerimde, saklayamıyorum. Sesini duysam diyorum hani o imkânsız olasılık,
götürür müydü beni bulunduğum yerden başka bir yere? Hani desem ki götürdü, beni
bırakıp döner miydin geriye?
Peki bu kara bahtım ne olacak? Aynı acıya direnme
seviyemi ölçmek için mi gönderdi tanrı beni yeryüzüne? Beni anladığın o ince düşüncene
ne oldu? Neden silahların namluları üzerime doğru, yaşanılan bütün
duygusuzluklar neden bana çevrildi, neden ibrenin ucundaki benim?
![]() |
| Duvarın İki Tarafı |
Resim 愚木混株 Cdd20 tarafından Pixabay‘a yüklendi
Sanıyorsun ki cevap alamayacağım. Sanıyorsun ki bu
sorular başkasına, hayır. Hayır yalnızca sana! Estetik bir bütünlüğün dışında
kelimeler sıraya girdi. Sonra birbirlerine destek oldular; altlı üstlü. Tıpkı
bir kule oluşturur gibi. Kelimelerim beni yakamdan tutup tepeye çıkarırsa,
şaşırma! Bir kaygım yok bu konuda, kelimelerimden bir korkum da yok. Sevgi
anlamını yitirecek diye korkmuyorum kırılmaktan. Cümleleri ceplerime
saklamıyorum, çıkartıp vuruyorum masaya, masanın ayağının kırılmasından da
korkmuyorum. Tek korkum o masayı tamir edecek alet edevatı benden sakınırsan…
Eski bir anı diyorum, merak bile etmiyorsun. İnsan bir
travmayı yeniden canlandırıyor olabilir miyim diye düşünür biraz be! Biraz
bunun korkusuna kapılır, aynanın karşına geçmeden aynanın karşısında hisseder;
tüm o güzellik bu son için miydi diye sorar kendine! Savaşır biraz biraz er
meydanlarında, yitip gitmekten korkmadan, zamanın içinde kaybolmaktan çekinmeden.
Aşk tek kişilik değil ya tek bir kişi olmak için kaybolasın. Karanlığa teslim
olduğun an gelir aydınlık. Senin o geçemediğin duvar üzerine üzerine geliyor
sanırsın. Duvar yalnızca kapısını aralar, diğer taraftaki el tarafından. Sen
naparsın, hey okuyucu sen ne yaparsın? Kırarsın eli, duvarı ittirirsin yerine,
yeni bir maceraya atılmazsın. O taraf o tarafta kalır, sen kendini biliyorsun
ya işte o sana yeter sanırsın!
Duvarın Diğer Tarafına Cevap
Yalnızca kendi bakış açına sahip bir yol izleyemezsin!
Yalnızca kendi kaygıların yok. İnsanların da travmaları var. Kendine güveniyor
musun? Tamam o zaman bu dünyanı güven içinde yaşatmak için iyi bir güç. Fakat
dediğim gibi dünyanı! Kendine güvenemediğini söyleyen bir insana güven
aşılayamazsın. Başkasının dünyası için bir şeyler mi yapmak istiyorsun. Kabul.
Yaparsın ama nereye kadar yapabilirsin ve bir sonuca varabilecek misin? Soruyor
musun kendine?
Ne, nasıl tam duyamadım tekrar et; sonuçlarını kabul ediyorum mu
diyorsun, tamam kabul et sonuçlarını ama bilmediğin sonuçlarla karşılaşırsan ne
yapacaksın? Önce bir düşün her olasılığı, her acıya karşı durabiliyor musun
test et kendini, baktın oluyor o zaman aralarsın o duvardan bir kapı! Kapıyı mı
kapatacak, koy ayağını araya gitsin. Bir tarafa hep açık kalsın kapı, sen
hayatına aralık olan tarafta kal, sonucun neler olabileceğini biliyorsun,
öylece bekle.
Duvarın İki Tarafı yazısını beğendiyseniz diğer yazılarımı okumak için tıklayınız.
duvarın iki tarafı duvarın iki tarafı

