Unutmak Üzerine
Dr. Murat Kemaloğlu, bir arkadaşımızın evine gittiğimiz zaman eğer orayı çok sever ve ayrılmak istemezsek muhakkak bir şeyler unutacağımızı söylüyor. Bilinçaltımız bizi oraya yeniden götürmek isteyecekmiş. En sonda da soruyor Dr. Kemaloğlu;
“Sizin için önemli eşyaları bıraktığınız yerler nereler?”
Soruyla karşılaştığım ilk andan itibaren evin bir hissiyat, ait olduğum ya da ait olduğumu düşündüğüm yerlerden birisi olduğunu; fiziksel olarak gittiğim, oturduğum ve sohbet ettiğim bir evden ziyade ruhsal olarak çok sevdiğim ve yerleştiğim herhangi bir insan olduğunu fark ettim. Peki önemli eşyalarım nelerdi?
Ben unutamadığım evlerde neyimi bırakmıştım?

Resim Piyapong Saydaung tarafından Pixabay‘a yüklendi
Mutlaka son bir konuşmaya ihtiyacımız olduğunu her insan pek çok kez bilinçaltına hapsetmiştir. Son bir konuşma yapmak için gittiğimiz ev de unuttuğumuz eşya ise konuşmasını yapacağımız konu olacak elbette. Fakat sonrası, bu beni daha çok düşündürüyor. Her yaptığımız konuşma sonrası bilinçaltı listemize bir yeni eşya daha eklenecek mi, yaşanmadan bilinmese de bana biraz eklenebilir gibi geldi.
Bu konuyu yazmaya başladığım andan itibaren uzun bir süre üzerine düşündüm. Bu süre zarfında mevcut travmalarımla senkronizasyon başarılı bir şekilde tamamlanmıştı. O her yerde duyduğumuz “Aynı tadı bulamayacaksınız, çünkü siz…” cümlelerini de bu işin içine katınca farklı bir bakış açısı elde etmiştim.
Aslında bilinçaltımın beni götürdüğü ev bir insan ya da başkasına göre odaları, pencereleri olan duvarlarla örülü fiziksel bir yapıdan ziyade orada bıraktığım eşyalar ise ben geçmiş yıllarda kalan bir evi değil, yalnızca o evin eşyalarını özlüyorumdur. Yani ben evin bana hissettirdiklerini; özel olduğumu, o evin önemli parçası olduğumu, o evin içerisindeki neşemi, başarımı ve tutkumu yeniden görmek için o eve yeniden dönüyorsam, yalnızca o evdeki eşyalarım için dönüyorumdur, o ev için değil.
Belki de o ev içerisinde yaratılan benliğimi yeniden bulmak adına dönüyorumdur. Fakat doğruyu söylemek gerekirse yine de, kendime bir yerde şu soruları yöneltiyorum; o evi mi yoksa eşyalarımı mı yoksa yaratılan benliğimi mi özlüyorum?

Resim Piyapong Saydaung tarafından Pixabay‘a yüklendi.
Bu sorunun cevabı da elbette verilecektir. Varsayalım ki bilinçaltım eşya unuttuğum eve beni yeniden götürdü. İlk olarak o eve vardığımdaki sokak değişmiş olacaktır. Mutlaka orada yeni evler, yeni hayatlar kendini gösterecektir. Vardığım evin komşuları değişmiş olabilir. Güçlendirme çalışmaları bile yapılmış olabilir. Evden içeri girdiğim zaman mutlaka dikkatimi ilk olarak mobilyaların değişmiş yerleri çekecektir.
Burada, farkındalığımı o evin içerisindeki farklılıklara yöneltmek istedim. Çünkü her insanın bir ev olabileceğini düşündüğüm zaman kendimi; odalı, pencereli bir yapı olarak dönüştürdüğüm evin içinde ve dışındaki değişikliklerle başkalarıyla karşılaştırdım. Bu değişimler bende var ise her insanda da olabilecektir. Yani unuttuğum eşyayı bulmak için gittiğim ev, değişen eşyalarla birlikte çoktan beni çöpe atmış olabilecektir. Bu farkındalık ise bana ya da siz okuyucuya birkaç düşünceyi rüzgâr esintisi gibi suratımıza çarptıracaktır.
Unutmak Üzerine yazısının öne çıkan resmi Piyapong Saydaung tarafından Pixabay‘a yüklendi.
Unutmak Üzerine yazısını beğendiyseniz diğer yazılara ulaşmak için tıklayınız.

Yaralarımı saracağından habersiz ulaştığım bir yazı oldu. Kaleminize sağlık.
İnsanlara dokunmak beni mutlu ediyor. Sağ olun…